Sinan ATAN
muhabir_sinan@hotmail.com

Zazaca söyleyelim ve kendimize gülelim

21 EKİM 2018 PAZAR 08:18
5
4493
0
AA aa

Referandum sürecine adım adım yaklaşırken, canımızı sıkan, midemizi bulandıran gelişmelerle de karşılaşıyoruz hiç şüphesiz. Kim ‘evet', kimin ‘hayır' diyecek bilmem. Bildiğim tek şey, ülkemize dört bir koldan saldırı düzenlendiğidir! Kimi silahlı, kimi diplomatik, kimi psikolojik!

Her sabah yeni bir gündemle uyanıyorken, yaşadığımız ve tanıklık ettiğimiz güzel ve ‘tatlı' diyebileceğimiz gelişmelerle moral bulmaya çalışıyoruz.

“Zazaca İçin Söyle”, “Zazalar Ankara'da buluşuyor”, “Abdullah Caf Stand-Up Gösterisi” vb. gibi...

Kendi öz kaynağı olan sanatçılarıyla Zaza dilimize katkı sunan “Zazaca İçin Söyle” klibini sosyal medyadan izledim. Kendi insanımızı “amatör” görme, hatta “amannn ne olacak ki?” eğilimine karşı, “istenince güzel işler başarabiliriz” dedirten enfes bir çalışma olmuştu.

Hani deriz ya “tüylerim diken diken oldu”... Hele ki, son bölümdeki engelli kardeşimizin klibe kattığı ahenk, sevincimi ve moralimi tavan yaptırmıştı!

Dilimiz için bu güzel projeyi düşünen, hazırlanmasını sağlayan, bu nezih çalışmada yer alan ve emek sarf eden başta Belediye Başkanımız Sayın Yücel Barakazi'ye, İl Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Kadri Engin'e, Bingöl'de müzik kültürünün gelişimine çok önemli katkıları bulunan fahri Bingöllü kardeşimiz Müzik Öğretmeni Bora Çoban'a, Bingöl'de fotoğraf sanatını sevdiren Kenan Nihat Elçi'ye, Osman Aratemnur'a ve sanatçı dostlarıma şükranlarımı sunuyor, benzer çalışmaların devamını diliyorum.

Bir diğer güzellik de, “Zazaca İçin Söyle” klibinin galasından iki gün sonra, yani 19 Şubat'ta Ankara'da düzenlenen “Zaza Dil Günü Etkinliği” oldu. Siyasi, bürokrat, işadamı, öğrenci ve daha birçok kesimden önemli isimlerin katıldığı bu etkinlik, güçlü bir ses oldu. Televizyon kanallarında canlı yayınlanması, etkinliğin siyasete malzeme edilmemesi, Zazaca TV'nin açılacağının duyurulması, tek amacın ‘Zaza Dili' olduğunun vurgulanması elbette yerinde olmuştu.

Farklı siyasi kimlik ve ideolajiye sahip kimselerin sosyal medya üzerinden etkinliği referandum süreciyle ilişkilendirmeye çalışması ve katılımcı siyasiler üzerinden etkinliği düzenleyenlere kimlik biçme çabasına girmesi, dertlerinin ‘Zaza Dili' olmadığını, bilakis “Zazalar bizim yörüngemizden çıkmamalı” yaklaşımına dayalı olduğunu açıkça gösteriyordu.

Daha çok sözlü edabiyata dayalı olduğunu gördüğüm Zazacanın yazı eserlerinin bulunmaması, var olanların korunamaması dilimiz için en büyük kayıplardan biridir.

Zazaca'nın geliştirilmesi istense de, yeterli kaynağın bulunamaması ve bu yapılanmaların, karşıt ideolojilerin daha güçlü ortaya koyduğu örgütsel yapılanmaları karşısında zayıf kalması, bugünlere eksi olarak yansımaktadır.

Örneğin; Zazacanın gelişimi için çaba sarf edenler bir dergi basmak için kaynak bulmakta zorlanırken, hatta sistem içerisindeki karşıt görüşlü kimselerce engellenirken, Zazacayı lehçe, şive yada farklı bir siyasi bağ ekseninde gösterme çabasında olanların dergi, kitap ve benzeri çalışmaları çerez gibi görerek en güçlü kaynakları temin edebilme olanağına sahip olması da görülmesi gereken önemli bir detaydır diye düşnüyorum.

Zazaların belirli bir siyasi mekanizmanın tamponu gösterilmesini kabul etmemekle birlikte, insani açıdan yaklaşılmasını ve “dilin korunması, yaşatılması” gerçeğine odaklanılması gerektiği inancındayım. Ve demem o ki, “Bırakın, kim kendini nasıl görmek istiyorsa öyle görsün ve ifade etsin. Kavga etmeden, hoşgörü temelli bir yaklaşımla yalnışlar ve eksiklikler tartışılabilir. Fakat hiç kimse, kendi ideolojisini bir başkasına dayatma hakkına ve lüksüne sahip değildir.”

19 Şubat'ta Ankara'da gerçekleştirilen bu önemli organizasyonu “Zazaların sesi yükseliyor, dillerine sahip çıkıyorlar” şeklinde özetlemek mümkündür. Bu vesileyle, programın düzenlenmesini sağlayan sevgili dostum Murat Bukan'a, Bingöl başta olmak üzere tüm Zaza Derneklerinin başkan ve yöneticileri ile program için emek sarf eden kardeşlerime sonsuz şükranlarımı iletiyorum.

Ve son olarak; sosyal medya fenomeni, kısa videolarıyla gönüllerde taht kurmayı başaran sevgili kardeşim Abdullah Caf'ın stand-up gösterilerine değinmek istiyorum.

Yazının başında da belirttim ya, kendi insanımızı basit görmek, ‘filankesin oğludur' demek gibi egolu bir ruh haline sahip olmamız, birçok cevherimizi yok etmek için yeterli bir sebep sayılabilir. Başkasına tatlı olma, kendimiz için acıdan öte zehir olmaktan vazgeçtiğimiz gün, birçok başarıyı sağladığımızı görebileceğiz.

Abdullah Caf kardeşimiz de, bu önemli cevherlerimizden biri. İnsanları güldürmek üzerine bir sanatı tercih etmiş ve işini başarıyla önemli bir seviyeye taşımış olan kardeşimizin Genç İlçemizdeki “Kendimize Gülelim” adlı gösterisinde büyük bir şaşkınlık yaşadım.

Bizler “salon dolar mı acaba?” tereddütü yaşarken, 1.500 civarında kişinin Kültür Merkezi'ne akın etmesi ve gösterinin iki kez yapılma zorunluluğunun doğması, şahsen beni hem mutlu etti, hem de gururlandırdı. Kendimize bayağı güldük! Oldukça keyifli bir gün gerçirmek ve güzel anılar biriktirmek, şu psikolojik harp döneminde iyi geldi.

Dizi teklifleri alan, profesyonel oyunculuk için önünün açık olduğunu düşündüğüm Abdullah Caf kardeşime başarılar diliyor, Bingöllü hemşehlerimi de ‘kendi öz evlatlarımıza, yeteneklerimize sahip çıkmaya' davet ediyorum.

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın